Haber

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Şentop: Türkiye’nin dostluğu kıymetli, düşmanlığı çok tehlikelidir (2)

‘EDİRNE BUGÜNDEN SONRA MÜZELER KENTİ OLARAK ANILACAK’

Keşan’ın ardından kent merkezine giden Meclis Başkanı Mustafa Şentop, Vali H.Kürşat Kırbıyık’ı makamında ziyaret ederek onarım çalışmaları devam eden Selimiye Camii’nde incelemelerde bulundu. Daha sonra Şentop, Ekmekçizade Kervansarayı’nda ‘Tarihte Kurulan Türk Devletleri Müzesi’, ‘Osmanlı Padişahları Müzesi’, ‘Padişah Çadır Müzesi’ ve ‘Balkanlarda Osmanlı Eserleri Müzesi’ni açtı. Edirne’yi Türkiye’nin kültür başkentlerinden biri yapmak için geldiklerini söyleyen Şentop, “Bulgaristan ve Yunanistan ile olan sınır ilişkimiz nedeniyle Avrupa’ya açılan kapımız olan Edirne, bugünden itibaren ‘Müzeler Şehri’ olarak anılacak. 1363’ten 1453’e kadar Osmanlı Devleti’ne başkentlik yapan yani mübarek fetih olan Edirne’mize yakışacak dört müzenin açılışında bulunmaktan mutluluk duyuyorum. İstanbul’un Sinan’ın şaheserlerinin mekânı ve zarafet timsali Selimiye.Tarih Müzesi’ne de sahip olacak Edirne, toplam 12 müze ile bir kültür havzası olacak ve dünyanın en değerli turizm beldesi ünvanını koruyacak. Trakya Bölgesi.

Şentop, Ekmekçizade Kervansarayı’nın 1600’lü yılların başına kadar uzanan büyük ve kadim bir tarihin canlılığını koruduğunu belirterek, “Ekmekçizade Kervansarayı’nın restorasyonu ile ‘kök’ mazide kaldı. Müzeler şehrimiz Edirne, Trakya’nın canlı yüzü, Balkanlar’da da çekim merkezi olacak.’Tarihte Kurulan Türk Devletleri Müzesi’, ‘Osmanlı Padişahları Müzesi’, ‘Padişah Çadır Müzesi’ ve ‘Balkanlar’daki Osmanlı Eserleri Müzesi’ Son teknoloji ile inşa edilen Temalarla tasarlanmış dört farklı müzeyi hayata geçiren büyük Türk devleti, kültür ve sanatın koruyucusudur. binlerce yıllık büyük Türk tarihinin yepyeni bir çehreye ve fikir aşamasından üretim aşamasına kadar emeği geçen tüm kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Edirne kültü. onları ürel turizminin zirvesine taşıyacak müzelerden; Ülkemize, Edirne halkına ve sanatseverlere hayırlar getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyorum. Hatta Cumhuriyetimizin 100. yılına yakışan eserlerden biri olmuştur. MÜZEDE TARİHTEN 16 Türk Devleti ve Atatürk Heykeli Bulunuyor Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün silikon heykellerinin de bulunduğuna değinen Şentop, “Osmanlı Sultanları Müzesi”nde yer aldığını söyledi. , 36 Osmanlı padişahının silikon heykelleri, Osmanlı dönemine ait bilgi panoları, “Padişah Çadır Müzesi, Otağ-ı Hümayun” Dördüncü ve son bölümde ‘Balkanlar’daki Osmanlı Eserleri Müzesi’nde minyatür sergisi yer almaktadır. Balkanlar’da Osmanlı dönemine ait 32 adet eserin nüshaları büyüklüğünde nüshaları.Yaptığı eserler bu müzeyi ziyaret eden kardeşlerimiz için yeni bir otlaktır.Nurların başlangıcı olabilir.Çünkü her Anadolu Türkü, Balkanlar ve Dünya’daki soydaşlarının izinden gitmek ister. Osmanlı’nın at izleri var. Rumeli Türklerinin de kalbi Anadolu’da atıyor. Rumeli ile Anadolu inşallah Edirne’de buluşur” dedi. “Dünya tarihi; Şentop, “Binlerce yıl öncesine dayanan Türk tarihi, dinamik milletimizin yazılı ve sözlü serüvenlerine değinilmeden yazılamaz” dedi. 19. yüzyılın başlarında Rusya sınırlarına yakın Moğolistan yöresinde tesadüfen bulunanlar, Batılı araştırmacılardan oluşan bilim kurulu tarafından uzun yıllar hangi millete ait oldukları tespit edilemedi.Heyetteki temsili bilim adamlarının çabası var. ve yazıtların kendilerine ait olduğunu kanıtlamak isterler.Gece gündüz çalışan birçok Rus, Kuzey Avrupalı ​​ve Batılı bilim adamı, bırakın yazıtlara sahip olmak arzusunu, her milleti düşünmüşler de, Türkleri hiç düşünmemişlerdir. Türklere karşı önyargılı bir tavır.Danimarkalı bilim adamı Thomsen, Göktürk Yazıtları’ndaki ‘Türk’ kelimesini tesadüfen deşifre edince, bu yazıtların Türk olduğu ortaya çıkar. iyonlar türklerle ilgilidir. Batı dünyası uzun süre sessizlik içinde yaşıyor. Hani derler ya Türkler tarih yazdı ama yazmaya zamanları olmadı. Çetlerimiz dünya tarihine katkıda bulunmuş hatta Göktürk yazıtları ve kendi alfabeleriyle gelişmiş bir edebî dile sahip olduklarını göstermiş, böylece dünya kültür medeniyetine de katkıda bulunduklarını beyan etmişlerdir. Bu kitabelerin on beş asır öncesine kadar Türk tarihini kaydettiğini ve atalarımızın tarihini de kaydettiğini öğrendik. Orta Asya bozkırlarından Avrupa, Anadolu ve Afrika’ya uzanan burada; Merhum Demirel’in deyimiyle Türklerin ‘Adriyatik’ten Çin Seddi’ne uzanan serüveni’, milletimizin kıtaları aşan tarihi ve çağdaş bir tasarımla ele alınan dört ayrı müze, Milletimiz tarihi müze kompleksimizde ‘resmi geçit’ yapsın. Edirne Devlet Tiyatrosu Sahnesi’ni de barındırıyor.”‘EMEKÇİZADE KERVANSARAYI İPEKY YOLU’NDAN MİSAFİRLERİ AĞIRLIYOR’Ekmekçizade Kervansarayı’nın tarihini anlatan Şentop, “Bu coğrafyada 4 asır önce İpek Yolu’ndan gelen misafirlerini ağırlayan kervansaray, bugünün bu tarihi yerde modern insan. eskinin ruhuyla bir köprü görevi görecek, yeni ilhamlar bahşedecektir. Çünkü müzeler, insanlığın kimliklerini keşfedip geliştirdiği, bir topluma ait olma duygusuyla ruhlarını ve manevi benliklerini güzelleştirdiği hafıza kaynaklarıdır. Müzeler, sistemli ya da sistemsiz her yaştan insan için çok değerli öğrenme merkezleri ve eğitim kaynakları, yaşam kalitesini yükselten yerlerdir. Bu dört müzeyi incelerken; İlkokul, ortaokul ve lise öğrencilerimiz kitaplarında ve derslerinde anlatılanları yaşıyormuşçasına gözlemleyecek, tarihsel dönemleri karşılaştıracak ve yekpare bir tarihi zihinlerinde canlandıracaklar. Görsel öğrenmenin unutmayı engellediği gerçeğinden hareket edersek, okulda öğrenilen bilgiler müzede pratik bir biçimde pekiştirilmiş olacaktır. Bir eğitim ortamı olarak içinde fırsatlar barındıran Edirne müzelerinin, özellikle her okul düzeyindeki öğretmenlerimiz için bir eğitim işbirliği vesilesi olacağına inanıyorum. Müzeler; Kültür, sanat, tarih, bilim ve diğer alanların eğitimine yönelik uygulama okulu olarak aktif olarak kullanılmalıdır. Toplumların hafızalarını mekanlara aktaran müzeler, geleceğimizin emanetçisi olan çocuklarımıza bırakacağımız en değerli kültürel miraslardır.” Şentop, “Trakya Üniversitesi, Edirne ilimizin bilimsel yüzü, 1363’ten İstanbul’un fethine kadar yaklaşık yüz yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olan Edirne’nin coğrafi konumunu dikkate alarak kendisine yön belirlemiş ve titiz davranmıştır. eğitim kurumlarımızdan biridir. Balkanların komşusu ve Avrupa’ya açılan kapımız olan Trakya Üniversitesi ile bu anlayışla yol almış gururluyuz. 16. yüzyılın başında inşa edilen Ekmekçizade Kervansarayı’nın yeni tamamlanan restorasyonu ile farklı temalarda dört farklı müze hizmete açtık. ‘Tabiat Tarihi Müzesi’ ile bir günde beşinci müzesini açtığımız Edirne’miz, toplam 12 müze ile bir kültür havzası haline geldi. Edirne’ye artık rahatlıkla ‘müzeler şehri’ diyebiliriz. Cumhuriyetimizin 100. yılına yakışır kültürel etkinliklerle Edirne’yi anan Avrupa’ya açılan sınır kapımız Edirne, iç ve dış turizmin gözde şehirlerinden biri olmaya devam edecek” dedi. Şentop, “Türler yok olabilir, yeni cinsler keşfedilebilir.İklim değişikliklerinin etkilerinin çok hızlı değişimlere neden olduğunu düşünürsek, bu tarz müzelerin bir diğer işlevi de tabiat varlıklarını korumak ve bilimsel çalışmalara araç olmak olarak ortaya çıkmaktadır.Bu noktaya gözle bakarsak koruma türleri açısından doğa müzeleri farklı bir değere sahiptir.Müzelerin görerek eğitime katkı sağlamaları, her yaştan insanı geliştirmesi ve ufkunu açması açısından düşündüğümüzde bu yöntemle müzeler; eğitim, öğretim ve ders verme açısından değerli mekanlardır. hatta bilim insanlarının bulunacağı konferanslar.Doğa Tarihi Müzesi;ilkokul,ortaokul ve lise öğrencilerimiz için dünyanın gerçeklerini görebilecekleri yerlerdir. kitaplarda gördükleri, belgesellerde izledikleri, derslerde tek gözle öğrendikleri şeyler. Öğrenmede görsellik pekiştiricidir. Okulda öğrenilen bilgilerin müzede uygulamalı olarak incelenerek hafızada kalmasını sağlayacaktır. Sadece Tabiat Tarihi Müzesi’nin değil, Edirne’deki tüm müzelerin eğitim ortamları olarak her kademedeki öğretmenlerimiz için bir eğitim işbirliği vesilesi olacağına yürekten inanıyorum. 12 müzesi bulunan Edirne’mizde; Kültür, sanat, tarih, bilim ve diğer alanların eğitiminde uygulama okulu olarak aktif olarak kullanılacak çok özel bir şehirdir.

Müzede sergilenecek eserler hakkında konuşan TBMM Başkanı Şentop, “Trakya Üniversitesi Doğa Tarihi Müzesi’nde çeşitli omurgasızlar, böcekler, yumuşakçalar, bitkiler, balıklar, amfibiler olmak üzere toplam 754 türe ait 1923 örnek bulunuyor. Trakya bölgemizin biyolojik zenginliğini yansıtan sürüngenler, kuşlar ve memeliler.” Tabiat Tarihi Müzesi’nde ülkemizin farklı bölgelerinden derlenmiş çeşitler de bulunmaktadır. Trakya Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nün depolarında, uluslararası araştırmacılara hizmet vermek ve yaşayan müze içeriğini desteklemek amacı ile binlerce böcek malzemeleri, böcek türleri, iskeletler ve doldurulmuş omurgalı örneklerinin yanı sıra yurt dışından kurutulmuş bitki örnekleri de saklanabilir. dedi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

-
Başa dön tuşu